Film listenizi oluşturun ve kolayca paylaşın
interakt!f'e giriş
Danny Boyle
İngiltere
2008
Mumbai her gün değişiyor, sahiden, her gün. Yani oranın gerçekliğini hiçbir zaman tam olarak kavrayamayacaksın; öyleyse hemen işe koyulabilirsin.

120, 35mm, Renkli, İngilizce, Hintçe; İngilizce altyazılı, elektronik Türkçe altyazılı
Modern Hindistan’ın rengarenk ve hiperaktif sokakları, Danny Boyle’ın heyecan verici yeni filmi Milyoner’in sıcak ve enerjik arkaplanını oluşturuyor. Film, sadece en güçlülerin hayatta kaldığı, ihanetin günlük bir ritüel olduğu, açgözlülük ve yolsuzluğun her köşeden fırladığı bir toplumun değişken portresi.
Jamal fakir, koca gözlü ve başı beladan kurtulmayan bir çocuk. Korkunç bir olay hayatını alt üst edecektir: Bir protesto sırasında, annesi gözlerinin önünde vahşice öldürülür. Seneler sonra, Jamal’la bu kez bir Hint televizyonundaki bir yarışma programında karşılaşıyoruz. Şaşırtıcı bir şekilde, Jamal tüm sorulara birer birer doğru yanıtlar vermekte ve milyoner olma yolunda ilerlemektedir. Eğitimsiz bir “hint fakiri” bütün bu soruların cevaplarını nasıl bilebilir? Kısa süre içinde şaşkınlık şüpheye dönüşür ve Jamal basit bit yarışma programının aslında hayatındaki en önemli sınav olduğunu anlar.
Sosyal, ekonomik ve politik mevzuların insan hayatının her ânını şekillendirdiği bir dünyada geçen film, seyirciyi göz alıcı bir görsel deneyime davet ediyor. Genç oyuncu kadrosunun nefes kesici performansına, bir de Mumbai’nin kaotik, sıcak ve terli sokaklarının atmosferini tüm inceliğiyle ekrana taşıyabilen Boyle’un ustalığı eklenince, Milyoner heyecanlı ve sürükleyici bir sinema deneyimine dönüşüyor.
1956, Manchester doğumlu Danny Boyle film yönetmenliğine başlamadan önce tiyatro ve televizyonda çalıştı. İlk filmi Mezarını Derin Kaz (1994) ile büyük beğeni toplayan Boyle, kült yönetmen mertebesine ikinci filmi Trainspotting (1996) ile ulaştı. Yönettiği diğer filmler arasında Olağanüstü Bir Hayat (1997), Kumsal (2000), 28 Gün Sonra (2003), Milyonlar (2004) ve Gün Işığı (2007) bulunuyor.
gerçekten çok güzel bi film bu filmde emeği geçen herekese şükranı borç biliyorum aldığı ödüllerde zaten bunu gösteriyor
Gerek senaryosu, gerek oyuncuları ve gerekse çekildiği yer itibariyle son derece iyi kurgulanmış çok başarılı bir filmdi. Ve ayrıca müzikleri muhteşemdi. Hele final sahnesinde 80'li yıllardaki Grace tarzını andıran ve başroldeki genç oyuncuların yaptığı dans showu izlemekten kendimi alamadım doğrusu. Yönetmen hem görsel hem de işitsel anlamda çok iyi bir iş çıkarmış. Yarışma, bizdeki Kim 500 Bin Kazanmak İster'in aynısı. Acaba bu tür yarışmaların perde arkasında böyle sorgulamalar ya da manipülasyonlar yapılıyor mu demekten kendimi alamadım:))Şaka tabiki. Kısacası izlerken oldukça keyif aldığım filmlerden biriydi.
Türkiyede film çekiyoruz hemde çok başarılıyız(nedense hep sektörden olanlar kendileri için söylüyorlar bunu baska bahseden yok)diyenler bu filmi izlesinler sonrada kendi çalışmalarını.Kendi çalışmalarını izledikten sonrada ilkoul düzeyinden başlayıp yeniden eğitim alsınlar yada bu işi hemen bıraksınlar.
Ölü Ozanlar Derneği(Death Poets Society)filminden bugüne izlediğim ilk sımsıcak film. Fonda Hindistan'da 70'lerden bugüne büyük değişim ve getolarda çocukların(ç silahşörler) yaşam mücadelesi çok keyifli bir örgüde insanı içine alıyor.
bir iki yerinin hatalı olduğunu düşünüyorum ama çok ince düşünülerek kurgulanmış bir hikayesi var .görsel olarak ta hitabı yerinde. bence benjamin buttondan daha fazla keyif veren bir film mutlaka görülmesi gerek bence tavsiye ediyorum.
Teşekkürler. Yorumunuz moderatör tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
insana ait,çok insanca,insanın duygularına dokunan bir film...film,bana sanat olmasa insanlar topluca intihar ederdi sözünü tekrar tekrar düşündürdü...biyerlerde,dünyanın çeşitli yerlerinde,insanlar(özellikle çocuklar) bunları yaşıyor,biyerlerde hayat güllük gülistanlık...çelişkilerle dolu dünya...ama yönetmene,filme emeği geçen herkese tebrikler...filmi izlerken eğleniosunuz da...bu kadar trajik olayları eğlendirerek anlatmak ve bunu tam kararında yapmak övgüyü hakediyor...mutlaka izleyin!!!
nilüfer akkaya, 21 Şubat 2009 Cumartesi 18:58